“Any man who can hitch the length and breadth of the galaxy, rough it, slum it, struggle against terrible odds, win through, and still know where his towel is, is clearly a man to be reckoned with.”
1:27 AM
efes one love festival 11 - tumblr buluşması.
10:20 PM
illa sigara içereceğiniz amuğagoyim.
3:55 PM
Baharda Yine Geliriz

“Bu berbat şehirde görüp görebileceğiniz en güzel şeyin terk edilmiş bir fabrikanın kara yıkıntısı olması saçma ya da gülünç mü? Değil! İnsana özgü bir yavaşlığı, sakarlığı hatırlatan tek şey bu yıkıntı çünkü.”
10:02 PM
wish you were here

Yiğit Özgür’ün bir karikatürü vardı, “Yardım et Allah’ım, çaydan başka hiçbir şey düşünemiyorum!” diye. Bu tür zamanlarda gerçekten de çaydan başka bir şey düşünemiyor insan. Okulda, evde, dışarıda içilen orta demli bir çayın verdiği zevki hiçbir şey veremiyor. Belki bilardo. Hele bir de sigara kullanan bir insansanız ve bu yazıyı okuyorsanız, çoktan yakmışsınızdır sigaranızı. Ben yakamadım zira içeride unutmuşum, bir koşu gidip alacağım şimdi. Çay güzeldir, güzel bir müzikle ya da güzel bir kadınla (ki ikisi de eşsizdir) Beşiktaş sahilinde içilmesi daha bir makbuldür. Yalnız çiçek satan ablalara karşı sabırlı olun, sessiz durun. Çömelirseniz bir şey yapmıyorlar.
fakültatif
Hiçbir şey yazasım gelmiyor ama bir o kadar da yazmak istiyorum. Tezatlık hakim şu anki ruh halime. Yazmaya başlasam, siliyorum, tekrar başlıyorum bir şeylere. Onları da siliyorum sonra. Belki bilgisayara yazdığım için böyledir deyip, kalem kağıda sarıldım fakat onlar da bir fayda etmedi. Hikaye yazmaya çalıştım, olmadı. Orhan Veli’nin güzel bir şiiri geldi aklıma;
” Dün fena sıkıldım akşama kadar
İki paket cigara bana mısın demedi
Yazı yazacak oldum, sarmadı
Keman çaldım ömrümde ilk defa
Dolaştım
Tavla oynayanları seyrettim
Bir şarkıyı başka makamla söyledim
Sinek tuttum bir kibrit kutusu
Allah kahretsin, en sonunda
Kalktım buraya geldim”
demiş Orhan Veli vakti zamanında. Hiçbir şey değişmemiş demek ki, hep aynı sıkıntı o yıllardan beri.
Boboşov

Erotik Gece Hikayeleri (Bildiğin Apartılmış Salt Saçma Hikaye) - BASSH
Tekrar Düşününce
“Göz göze geldik ilk defa, o akşam, o barda. Yavaşça yanına sokuldum. Adeta bir Otisabi edasıyla barmene işaret yapıp bize iki ellilik getirmesini rica ettim. İki tane 50 TL getirince biraz bozuldum fakat isteğimi tekrarlayınca bira arzuladığımı anladı. “Merhaba güzel kız, size bir bira ısmarlayabilir miyim?” diye usulca sordum. Bana önündeki bira bardağını gösterdi. Yavaş ama estetik bir hareketle birayı yere döktüm. “Artık bir biranız yok.” dedim sırıtarak. Bir yandan da döktüğüm biranın erkek arkadaşına ait olmasından korkuyordum. Fakat güzel kız bundan hoşlanmıştı. Uzun bakışmalar ve imalı hareketlerle birbirimizi hangimizin yatak odasında ağırlayacağımızı düşünüyorduk. Benimki olmazdı, ev arkadaşım Serhat’ın Konya’dan misafirleri gelmişti. Geriye tek bir şans kalıyordu, o da kızın evi. Artık hormonlarımız dışarı fışkıracak durumdaydı. Hesabı istedim, zerre bahşiş bırakmadan oradan ayrıldım çünkü bahşiş verseydim kondom alacak param kalmayacaktı. Ve henüz baba olmak istemiyordum. Taksiye bindik, taksiciye “10 TL var hacı Gülbağ’a kadar götürür müsün?” diye sordum. Homurtuyla karışık bir cevap verdi ve yola koyulduk. Arada birbirimizin boynunu emiyor, saçlarını karıştırıyor, kulaklarını ısırıyorduk. Bir ara burun da işin içine girdi fakat iyice iğrençleşmeden bıraktık. Yanakları pembeleşmişti. Evine yaklaştığımızı, burada insek daha güzel olacağını söyledi. Taksiciye parasını verdim, tekrar bir homurtu ve arabanın lastik gıcırtısı duyuldu. Gece karanlığında birbirimizi yokluyor, sokak kedilerinin şahitliğinde öpüşüyorduk. Evi ikinci kattaydı, ikinci kata kadar onu yeni bir gelin gibi kucağımda taşıdım. Kapıyı açtı. Vücudunu duvara yapıştırdım, biraz daha öpüştükten sonra yatak odasına doğru ilerledik. Soyunmaya başladı. Teni pürüzsüz bir sanat eseriydi adeta. Rönesans dönemi heykeli gibiydi. Fakat birden donup kaldım. Sustum. Sadece izledim. Benim hareketsiz kaldığımı görünce şehvetle “Ne oldu tatlım?” diye sordu.
Aklıma yeni gelmişti. Altımda annemin ördüğü içlik vardı. Aman Allahım, nasıl bir gaflete düşmüştüm ben? Anneme ve içliğe çok ayıp olmuştu. Kapıyı çarptım, hızla binayı terk ettim. O günden sonra alkole tövbe ettim. Çok çalıştım. Kendime değil, milletime ve devletime hizmet ederek, İçişleri Bakanı oldum. Seks hayatım daha düzenli oldu. Artık eşim Lamia ile sadece çocuk yapmak için sevişiyoruz. Allah ibret yolundan kimseyi ayırmasın.” – İdris Naim Şahin
12:35 PM
“Bir ev inşa edeceğim, hem senin hem de benim için. Kuş sesleri olacak ama insansız bir güne açacağız gözlerimizi. Kalabalıktan uzak, çılgınlık dışarıda, herkes konuşurken oturduğun arkalıksız sandalye uzakta kalacak. Kalemlerin bozulmadığı, yazı yazılabilecek boş kağıtların olduğu bir ev inşa edeceğim sana. Kitap okuyup, sevdiğimiz müzikleri dinleyip saatlerce oturacağız. Sonuçta, “İnsan güzel bir kitap okuduğu yerden nasıl ayrılabilir?”
8:47 PM
koptu kervan
